KASABANIN ORTA YERİNDE BİR ÜLKEDEN DİĞERİNE

Bu fotoğraf 2015 yılında NowWeMove kitlesel fiziksel aktivite kampanyasına destek olmak için Enerji Verimliliği ve Çevre Koruma Derneği (Bu kampanya Uluslararası Spor ve Kültür Birliği (ISCA) tarafından dünya genelinde yürütülmekte; derneğimiz ise bu kampanyanın ulusal koordinatörlüğünü yürütmektedir.) olarak gerçekleştirdiğimiz Muğla’dan Brüksel’e NowWeBike projesinden. 46 günde ve 2750 km pedal çevirerek tamamladığımız turun son haftasındayız. Eylül başı. Hollanda’nın Maastricht şehrinde, uzun tur deneyimi olan sevgili Carla van Tatenhove bize katıldı. İşte bu bölgede bu ilginç anı yaşadık. Hollanda’daki bir kasabadan geçerken birden karşımıza Belçika’ya, Smeermaas Lanaken kasabasına girdiğimizi haber veren bu tabela çıkıverdi. Aynı durum, üç gün önce Almanya’nın Aachen şehrinden geçerken de karşımıza çıktı. Aachen’de büyükçe bir caddede ilerlerken birden bire Netherlands tabelasıyla karşılaştık. Malum, Avrupa Birliği ülkeleri arasında gümrük kontrolü olağanüstü haller dışında uygulanmıyor. Ama insan yine de düşünmeden edemiyor: Avrupa Birliği öncesinde bu işin içinden nasıl çıkıyorlardı?

DÜNYADA BİSİKLET KULLANIM ORANI EN YÜKSEK ŞEHİR NERESİ?

Çoğumuzun aklına Amsterdam, Kopenhag gibi şehirler geliyor, ama bu kez size adını pek duymadığınız bir şehirden bahsedeceğim.

Copyright photo by Kevin Mayne

Basit bir tez: Eğer Hollanda dünyanın en çok bisiklet kullanılan ülkesi ise, en çok bisiklet kullanılan şehri de bu ülkededir.

Bu tezi ortaya atan, o şehrin bisikletten sorumlu yetkilisi. İstatistikler, bu şehrin, bisiklet kullanımının yaygınlığıyla ünlü şehirleri Groningen ve Utrecht’in bile ilerisinde olduğunu gösteriyor.

From Cycling Facts Netherlands Institute for Transport Policy KIM

Hollanda’nın birkaç şehrini gezdikten sonra bisiklet altyapısında tanımlayıcı unsurların neler olduğunu rahatlıkla tespit edebilirsiniz.

Geniş ve kullanışlı bisiklet yolları.

Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne

Köprüler ve alt geçitler.

Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne

Motorlu taşıt trafiğine kapalı, yayaların ve bisikletlilerin uyum içinde kullandığı şehir merkezleri.

Copyright photo by Kevin Mayne

Hatta motorlu taşıtlardan ayrılmamış, sadece şerit çizilerek ve kırmızıya boyanarak oluşturulmuş bisiklet yolları.

Copyright photo by Kevin Mayne

Bu noktada şunu belirtmek gerekir ki bu tür yollarda motorlu araçlar misafir unsur durumundadır ve hız sınırı 30 km/saattir. Bisiklet kültürünü özümsemiş sürücüler bisikletliler için tehdit oluşturmazlar. Bu yüzden de bir takım bariyerlerle yolu ayırma gereksinimi duyulmaz.

Copyright photo by Kevin Mayne
Copyright photo by Kevin Mayne

Dönel kavşaklarda bile bisikletlinin üstünlüğü söz konusudur, ve motorlu taşıt sürücüleri bunu bilirler.

Burası neresi mi?

Zwolle. 120.000 civarında nüfusu olan, geçmişi 1500 yıl kadar geriye giden tipik bir Hollanda şehri.

Kaynak: http://www.idonotdespair.com

Fotoğraflar: Kevin Mayne

Copyright photo by Kevin Mayne

İZMİR’DEN MUĞLA’YA BİSİKLETLE AKRABA ZİYARETİNE GİTMEK

21 Nisan 2019 Pazar günü Muğla’dan Belen Kahvesine gidip geldik. Hava biraz soğuk olsa da sürüş keyfini bozacak derecede değildi. Hatta dönüşte Muğla’ya doğru tırmanırken arkadan esen rüzgar keyif verdi.

Muğla’dan çıkışta iki bisikletli yetişti bize. Biraz sohbet ettik. Özcan bey ve Mesut bey Muğla’ya akraba ziyaretine gelmişler. İZBAN’la Selçuk’a gelip basmışlar pedala. Dönüş için plan yine aynı. Çine, Aydın, Ortaklar üzerinden Selçuk’a ulaşıp İZBAN’la İzmir’e.

Helal olsun size.

İngiliz sosyalist yazar Herbert George Wells(1866-1946) sözü işte tam burada yerini buluyor:

Ne zaman bisiklet üstünde bir yetişkin görsem insanoğlu için daha çok umutlanıyorum.

İzmir’den Muğla’ya asker ziyareti için giden insanlar oldukça insanın umutları gerçekten güçleniyor. Bisiklet giderek daha çok insanın hayatına girecek, daha çok şehir bisiklete kucak açacak.

Ayrıca Bu iki arkadaşın böyle bir karar vermesinde İZBAN’ın çok önemli payı olduğunu düşünüyorum. Ta Aliağa’dan Selçuk’a kadar uzanan bölgede İZBAN ve Metro’da bisikletinizi ücretsiz götürebiliyorsunuz. Bu sayede şehir içi keşmekeşinde bisiklet kullanmak zorunda kalmadan kendinizi dışarı atabiliyorsunuz.

Umudunuzu yitirmeyin, bisikletten vazgeçmeyin.

Rüzgarınız arkadan essin.

Sayın Vehbi Özdemir’in uyarısıyla bir düzeltme yaptık. Bu yazıya konu olan iki arkadaştan birisi Ozan değil, Özcan imiş. Benim aklımda öyle kalmış. Vehbi beye teşekkür ederim.

En Yeni EuroVelo Rotası: EuroVelo 19 -Meuse Cycle Route

Rotanın resmi kabul duyurusu ITB Berlin 2019 fuarinda Bisiklet Turizmi Gününde yapıldı. Bu rota, 3 yıl aradan sonra EuroVelo’ya kabul edilen ilk yeni rota oldu. EuroVelo 19, 1,100 km uzunluğa sahip ve Meuse Nehrinin Fransa’nın kuzeyindeki Langres platosundaki kaynağından başlıyor, nehir boyunca uzanıp, Belçika’dan geçiyor, denize döküldüğü Hollanda’nın Kuzey Denizi’nde bitiyor. Web sitesi için linke tıklayınız. http://meusecycleroute.eu.

Çalışmalar 2010 yılında Hollanda’nın Venlo Belediyesinin girişimleriyle başlıyor. 2012’de gerçekleştirilen konferansta 41 proje ortağı (Hollanda, Belçika ve Fransa’dan) bu rotayı destekleyeceklerini belirten imzalı bir bildiri yayınlıyor ve Limburg (Hollanda) ilinin öncülüğünde rota 2015 ve 2016’da geliştirilip işaretlemeleri yapılarak yine 2016’da tanıtım etkinlikleri başlıyor. Sonuç; son derece cazip bir rota.

Cazibesi nereden mi geliyor? Nehrin iki yakasındaki kartpostallık güzelliğe sahip kasabalar ve köyler, bölgenin sahip olduğu zengin tarih ve kültür mirası ve tabii ki yolculuğun her adımında sizi bekleyen, çok özel yemekler sunan mekanlar. Fransa’da Lorraine bölgesindeki drajeleri ve madelein’leri; Belçika’nın meşhur kızartmalarını ve özel biralarını unutmamak gerek. Bu ülkede her küçük kasabada yerel bira üreten üreticiler bulunuyor.

Tarih sevenler için adını Birinci Dünya Savaşındaki bir muharebeye yazdıran ünlü Fransız kadın kahraman Joan of Arc’in doğum yeri olan Domremy-la-Pucelle önemli noktalardan birisi. Verdun’da ise bu muharebede önemli rol oynayan Yeraltı Kalesini ziyaret edebilirsiniz. Belçika, muhteşem mimarisiyle sizi etkilemeye hazır.Dinant . Namur ve Huy kaleleri ve Liege’deki hükümet konağı görülmesi gerekenler arasında. Hollanda ise Meuse Vadisi Nehir Parkı ve Biesbosch Ulusal Parkı sulak alanları ile benzersiz manzaralar sunmak için ziyaretçilerini bekliyor.

Meuse nehri, bazı bölgelerde başka nehirlele birleşiyor; bu nedenle de rota mevcut diğer bazı EuroVelo rotaları ile de kesişiyor. Bunlar Loire ve Tuna nehirlerini takip eden Atlantik-Karadeniz rotası EuroVelo 6, Ren nehrini takip eden EuroVelo 15 (Rhine Cycle Route) ve Rhone nehrini takip eden EuroVelo 17 (Rhone Cycle Route)

Bilindiği gibi Avrupa’da bisiklet turizminin kalbi nehir rotalarında atıyor. Binlerce bisikletliyi bu rotalarda seyahat ederken görebilirsiniz. Bunun sonucu olarak çok sayıda bisiklet dostu iş yeri, kaliteli restoranlar ve kamp yerleri sizi bekliyor. Bu rotalarda kısmen de olsa pedal çevirmiş birisi olarak diyebilirim ki bu bölge uzun mesafe bisiklet yolculukları için dünyanın en güvenli bölgesi durumunda. Avrupa’nın son derece bakımlı şehirlerini, insanı hayrete düşürecek düzeyde iyi korunmuş doğasını düşünürsek en keyifli olduğunu iddia etmek bile mümkün.

Rotaya harita üzerinde baktığımda gördü ki ben bu rotanın Hollanda ve Belçika bölümünde bazı kısımları kullanmışım. Hollanda için kesinlikle en iyi uzun yol bisiklet yollarına sahip ülke tanımlamasını rahatlıkla yapabilirim.

Keyifli sürüşler dileğiyle.

Photo credit: Adnan Çangır Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe bölgesinden başlayan 2018 Bike for Europe projemizden.

NEW YORK 75 MİLYONA ULAŞTI

Nüfusundan bahsetmiyorum elbette. 2013 yılında hizmet vermeye başlayan bisiklet kiralama sistemi Citi Bike’tan bahsediyorum.

Citi Bike’ın geçmişine bir göz atalım:

2011- New York Ulaşım Dairesi sistemi kamuoyuna duyurdu.

2012- Sponsorluk anlaşmaları yapıldı

2013- Sistemin hizmete girmesine haftalar varken 30 saat içinde 5000 abonelik satın alındı. Bunlar, kurucu üyeler olarak nitelendiriliyor.

Aynı yıl Mayıs ayında sistem 6000 bisikletle yüzlerce istasyonda hizmete girdi.

2014- Citi Bike’ı kullananların katettiği mesafe 20 milyon mile(32 milyon km) ulaştı. Ekim ayında yeni ortaklık yapılanmasına gidildi ve sisteme 6000 bisiklet ve yeni istasyonlar ekleneceği duyuruldu.

2015- bir yılda 10 milyon kiralama sayısına ulaşıldı. Bu, batı dünyasında Paris’ten sonraki en yüksek sayı oldu.

2016- Yıllık abonelik satın alan 100,000 müşteri sayısına ulaşıldı.

2017- Sistemdeki bisiklet sayısı 10.000’den 12.000’e ulaştı.

50 milyon kiralama sayısına ulaşıldı.

2019- 75 milyon kiralamaya ulaşıldı.

Bu başarının en önemli ismi Janet Sadik Khan bugünkü Twitter paylaşımında şöyle diyor: ’10 yıl önce insanlar Burası New York; Amsterdam veya Kopenhag değil diyordu. Ama şimdi New Yorklular Citi Bike sistemini Hollanda ve Danimarka’nın toplam nüfusunun üç katı fazla sayıda kullanmış oldular. Bugün artık başka şehirler burası New York değil diyorlar.’

Burası Amsterdam değil lafını ülkemizde de çok duyuyoruz. Bir başka yorum ise büyükşehirlerde bisiklet kullanılmaz yönünde bir önyargı.

İşte New York başta olmak üzere Paris gibi büyükşehirler bu önyargıları kırıyor. Londra da öyle. Son 2-3 yılda Londra’da tam bir bisiklet devrimi gerçekleşiyor. Bu başarıların arkasındaki en önemli etken ise bana göre bu işe inanmış, kendini adamış yöneticiler.

Muğla gibi bisiklet için ideal bir şehirde bisiklet kiralama sisteminin 3 yıl sonra çöpe atılması yöneticilerin bu işe pek inanmadıklarını, kendileri için işlerin ne kadar kolaylaşacağını göremediklerini gösteriyor.

Ama görüyoruz ki her geçen gün daha fazla vatandaş bisikleti keşfediyor. Umutlarımızı köreltmiyoruz. Geç de olacak.

Citi Bike web sitesi: https://www1.nyc.gov/html/dot/html/home/home.shtml

Janet Sadik Khan’ın Nusret’in görselini kullandığı yazısı:

https://bisikletliyizbiz.com/2019/02/03/nusretin-haberi-var-mi-acaba/

Fotoğraf: gudphoto.com

#citibike #janettesadikkhan #newyorkcycling

ZENGİNLERİN BİLE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH ETTİĞİ ŞEHİRLER

Bu haritada TÜİK’in illere göre 1000 kişi başına düşen motorlu taşıt istatistiklerini görüyoruz. Ülkemizde bu anlamda başı en çok dertte olan il Muğla. 1000 kişiye 528 araç düşüyor(Hollanda ile aynı). İstanbul 278 ile Türkiye ortalamasının çok az altında. (Kaynak: drdatastats.com) 2019 Şubat ayı itibariyle ülkemiz genelinde 100 kişiye 284 motorlu taşıt düşüyor. Başka ülkelerde durum nedir? Birkaç ülkeden örnek verelim:

ABD: 799, İtalya: 699, Yunanistan 624, Kanada 607, İspanya 593, Japonya 591, Norveç 584, Fransa ve Avusturya 578, Almanya 572, İsviçre 566, Belçika 559, Hollanda 528, Danimarka 480, Bulgaristan 393, BAE 373, Rusya 293, Libya 290, Gürcistan 155. Bu sayıları aldığım sitede( https://www.tech-worm.com) hangi döneme ait olduğu yazılmamış, ama Türkiye için 100 kişiye düşen araç sayısı 144 olarak verilmiş. Yukarıdaki haritada ise 284 olarak görülüyor. Muhtemelen birkaç yıl öncesinin verileri. Bu verilerin eski olması çok önemli değil.

Önemli olan şu: Danimarka, Hollanda, Almanya ve diğer bir çok Avrupa ülkesinde bu sayılardaki artış oldukça düşük seyrediyor, alınan yeni kararlarla önümüzdeki yıllarda azalması muhtemeldir, ama buna rağmen bizden çok yüksek. Yine de yaralar yavaş yavaş sarılıyor. Bu süreçte baş rolde bisiklet ve toplu taşıma araçları var. Ülkemiz eğer sahip olduğu bu avantajı iyi değerlendirir, doğru kararlar alır, doğru politikalar üretirse geri dönüş bu ülkelere göre daha kolay olabilir. İşte bu noktada İzmir’in yeni büyükşehir belediye başkanı Tunç Soyer’in ideal şehir hayalinde koyduğu hedeflerden birisi çok anlamlı.

Yoksulların bile araba kullandığı değil, zenginlerin bile toplu taşımayı tercih ettiği bir şehir. Bu noktada toplu taşımanın yanına bisikleti ve yürüyerek ulaşımı da eklemek yanlış olmaz sanırım.

Hiç bir şey olanaksız değil. İnanmak ve istemek çok önemli.

Unutmadan: 1000 kişiye düşen araç sayısında bir çok rakibinin çok önünde olan Muğla’daki yöneticilerin işi çok daha zor. Daha yoğun çaba harcamaları gerekecek. Yine de başta Muğla olmak üzere bir çok ilimiz için güzel bir haberimiz var: Şubat 2018 – Şubat 2019 döneminde trafiğe kaydolan araç sayılarında dikkat çekici azalmalar var. Bunun nedeni her ne kadar alım gücü ile ilgili olsa da bir avantaj olarak görülebilir. Ne de olsa Avrupa’da bile bisikletin yeniden doğuşunun 70’li yıllardaki petrol krizi ile de alakalı olduğu bilinmektedir. İşte yeni kaydedilen araç sayılarındaki azalma ve artışlar:

KURBANI SUÇLAMAK

Hayır, hayır siyasetten bahsetmeyeceğim. Konumuz yaya ve bisikletli dostu güvenli şehirler.

Hollanda ‘nın köklü otomobil turing organizasyonu (1983’te kurulmuş, 4,4 milyon üyesi var ve yol yardım desteği dahil sayısız hizmetler veren ve yıllık ticari hacmi 1 milyar Euro olan bir dev.) Hollanda’da çocuklara 15000 adet kask dağıtınca bisiklet savunucuları sert tepki gösteriyorlar.Ülkemizde büyük çoğunluk eminim “Ne var bunda? Adamlar bisiklet kullanımına destek oluyor işte” diyecektir.

Ülkemizin koşulları göz önüne alındığında bu düşünce gayet normal. Çünkü bisikletliler bağımsız, güvenli yollarda değil, trafik kargaşasının içinde hareket ediyor. Yani risk yüksek. O yüzden de zaten çok az kişi bisiklet kullanıyor.

İşte Hollanda’daki bisiklet camiası buna isyan ediyor. Bana kask hediye edeceğine şehri benim için daha güvenli hale getir diyor ve ANWB’yi kurbanı suçlamakla itham ediyor.

Hollanda ve bisiklet kültürünün yaygın olduğu ülkelerde kask kullanımının zorunlu hale getirilmesine de yüksek perdeden karşı çıkılıyor. Bu konudaki kampanyalara Avrupa Bisikletliler Federasyonu da doğrudan destek veriyor.

SİZ TAM OLARAK İNSAN MISINIZ?

Bisikletliyseniz değilsiniz. Motorlu taşıt sürücülerinin yarıdan fazlası sizi ”not fully human” yani, ”tam olarak insan olmayan” diye tanımlıyormuş. Araştırma, Avustralya’daki Monash Üniversitesinden Dr Alec Delbosc ve ekibi tarafından, insanların yolu paylaştıkları diğer unsurlara karşı tutumlarını incelemek amacıyla yapılmış, ve ortaya çarpıcı bir sonuç daha çıkmış: Motorlu taşıt sürücülerinin %17’si bisikletlilere karşı kasti davranışlar sergilemektedir. (Yolunu kesmek, trafikte sıkıştırmak vs.). Araştırma 442 kişiyle yapılmış. Göreceli olarak küçük bir grup. Sayı artarsa sonuç farklı olur mu bilemeyiz, ama bu araştırmaya göre bisikletliler azınlık bir grup olarak görülmekte ve negatif tutum ve davranışların hedefi olmakta.

Dr Delbosc, insanların tam insan olmadığını düşünmek, onlara karşı nefret beslemeyi kolaylaştırdığını söylüyor, ayrıca benzer duygular karşı tarafta, yani bisikletlilerde de oluşuyor.

İşin daha kötü bir yanı da var: Bisiklet kullanan ve kullanmayanlar arasında da bisikletlilerin tam olarak insan olmadığını düşünenler var.

Sizi tam insan olarak görmeyen bisikletlilerin oranı %30, bisiklet kullanmayanların oranı %55 imiş.

İnsan beyni pek karışık vesselam.

Şimdi bisikletliler soruyor: Ben insan değil miyim?

Hayko Cepkin de soruyor:

Kaynak: cyclingweekly.com

YALNIZ BİR BİSİKLETLİ KADININ TÜRKİYE İZLENİMLERİ.

Hoşçakal Türkiye !

Bu, Gaelle Bojko’nun Türkiye’den ayrılırken paylaştığı fotoğrafın altına yazdığı ilk cümle. Türkçe olarak yazmış. Sonra yazdıkları ise hem iyi, hem kötü. Ama eminim kötü izlenimleri daha çok zihinlerde yer edecektir.

Bojko, YouTube kanalında maceracı akademisyen ve stajyer mimar olarak nitelendiriliyor.

Ülkemizden ayrılırken neler mi yazmış? Özetlemeye çalışayım:
Türkiye bacaklarım için kesinlikle acımasızdı, ama manevi açıdan daha da zor oldu. Aynı gün içerisinde bir veya birkaç erkeğin sex isteğiyle karşılaştığım oldu. Kimisi olabildiğince kibar, kimisi ise orasını işaret ederek veya orasını göstererek!!!

Diğer taraftan bir sürü kişi bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yiyecek verdi, çay ikram etti, gideceğim yere götürmeyi teklif etti, soğuk yerlerde yatacak yer bile teklif ettiler.
.
İşin en zor tarafı ise kime güveneceğimi bilememekti. Bu adam gerçekten dürüst müydü, yoksa biraz sonra o iğrenç el işaretini mi yapacaktı? Bana korna çalan kamyon sürücüsüne el sallamalı mıydım? Hatta gülümsemeli miydim? Bu öfke ve memnuniyet duyguları arasında gidip gelirken gerçekten tükenmiş hissediyordum.
.
Söylemem gerekir ki Türkiye şu ana kadar en şaşırtıcı, aklı baştan alıcı, cömert, açık kalpli ülke oldu, fakat zaman zaman keşke yapayalnız olmasaydım dediğim anlar oldu. Yine de harika bir 1,5 ay geride kaldı, ve Gürcistan sınırını geçerken gözyaşlarımı neredeyse tutamayacaktım.

İşte böyle. Alın size ülkemizin reklamı. Bojko’nun YouTube kanalında 10.000’e yakın abone var, İnstagram’da 3324 takipçisi var.

Eylül 2018’in başında İspanya’dan başlamış yolculuğuna.

Credit: Gaelle Bojko

Bojko’nun sponsoru güzel bir video hazırlamış.

ZALİM KOCA

Bu fotoğrafı Danimarka’lı ünlü ve karizmatik bisiklet aktivisti, planlama uzmanı Michael Collville Andersen’in Twitter paylaşımından aldım.

Görür görmez aklıma 2015’te yaptığımız Muğla’dan Brüksel ‘e NowWeBike turunda Avusturya’nın Tuna Nehri boyundaki güzel şehri Melk’te bizi evinde misafir eden beyefendi geldi. (Adını anımsayamadığım için üzgünüm) Kendisi zaman zaman İstanbul’u ziyaret etmiş birisi. İstanbul için şu benzetmeyi yapmıştı: “Zalim bir kocanın eline düşmüş narin bir gelin gibi.”

İşte bu fotoğraf tam da bunu anlatmıyor mu? Dünyanın bütün şehirleri benzer durumda değil mi? Motorlu taşıtların zulmü altında ezilmiyor mu? oysa o narin gelinin gözü onu mutlu edecek sevdiğinde.

HOLLANDALILAR NEDEN BİSİKLET KULLANIYOR?

Cevabı çok basit ve anlaşılır. Sadece 3 ana sebep var. Bunu 3 S olarak ifade ediyorlar: simple, safe, sensible

1) Basit ve sade. Özel ekipman vs gerekmiyor. (Burada vurgulayalım: Hollanda’da kask takma zorunluluğu yok, çünkü bisiklet yolları son derece güvenli.)

2. Güvenli. Bisikletlileri motorlu taşıtlardan koruyan çok iyi bir altyapı var.

3. Akla uygun, mantıklı. Şehir içinde bisiklet en hızlı seçenek. (E tabi bu kendiliğinden olmuyor. Uygulanan politikalar ve hata payı çok az olan alt yapı çok önemli rol oynuyor.)

Başlıktaki soruya cevap “Neden kullanmasınlar ki?” olsa gerek.

Kaynak: mobycon.com

Photo credit: Adnan Çangır

Yönetim mi? Yönetişim mi?

İyi demokratik yönetişimin 12 ilkesi broşürü Sivil Toplum Geliştirme Merkezi tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Avrupa Konseyi Yerel Yönetim Reformu Uzmanlar Komitesi’nin “İyi Demokratik Yönetişimin 12 İlkesi” başlıklı broşürü  Türkçeye çevrildi. “İyi Demokratik Yönetişim”in kamu yönetiminin tüm seviyelerinde bir gereklilik olduğu savından yola çıkan broşürde yerel düzeyde, yerel yönetimin yurttaşlara en yakın yönetim olması nedeniyle birincil öneme sahip olduğu belirtiliyor.  

“İyi Demokratik Yönetişimin 12 İlkesi” başlıklı broşürde yer alan ilkeler şöyle; 

1.     Katılım, Temsiliyet, Seçimlerin Adil Yapılması,

2.     Duyarlılık,

3.     Etkililik ve Verimlilik,

4.     Açıklık ve Şeffaflık

5.     Hukukun Üstünlüğü,

6.     Etik Davranış,

7.     Yetkinlik ve Kapasite,

8.     Yenilik ve Değişime Açık Olma,

9.     Sürdürülebilirlik ve Uzun Dönemli Yönelim,

10.  Sağlam Mali Yönetim,

11.  İnsan Haklarıi, Kültürel Çeşitlilik ve Sosyal Kaynaşma

12.  Hesap Verebilirlik

Broşürü bilgisayarınıza indirmek veya görüntülemek için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız. Broşürde daha detaylı bilgi var.

 www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/iyi-demokratik-yonetisimin-12-ilkesi-brosuru-turkce-olarak-yayinda

Kaynak: http://www.stgm.org

#yönetim #yönetişim #yerelyönetim

%d blogcu bunu beğendi: