İZMİR’DEN MUĞLA’YA BİSİKLETLE AKRABA ZİYARETİNE GİTMEK

21 Nisan 2019 Pazar günü Muğla’dan Belen Kahvesine gidip geldik. Hava biraz soğuk olsa da sürüş keyfini bozacak derecede değildi. Hatta dönüşte Muğla’ya doğru tırmanırken arkadan esen rüzgar keyif verdi.

Muğla’dan çıkışta iki bisikletli yetişti bize. Biraz sohbet ettik. Özcan bey ve Mesut bey Muğla’ya akraba ziyaretine gelmişler. İZBAN’la Selçuk’a gelip basmışlar pedala. Dönüş için plan yine aynı. Çine, Aydın, Ortaklar üzerinden Selçuk’a ulaşıp İZBAN’la İzmir’e.

Helal olsun size.

İngiliz sosyalist yazar Herbert George Wells(1866-1946) sözü işte tam burada yerini buluyor:

Ne zaman bisiklet üstünde bir yetişkin görsem insanoğlu için daha çok umutlanıyorum.

İzmir’den Muğla’ya asker ziyareti için giden insanlar oldukça insanın umutları gerçekten güçleniyor. Bisiklet giderek daha çok insanın hayatına girecek, daha çok şehir bisiklete kucak açacak.

Ayrıca Bu iki arkadaşın böyle bir karar vermesinde İZBAN’ın çok önemli payı olduğunu düşünüyorum. Ta Aliağa’dan Selçuk’a kadar uzanan bölgede İZBAN ve Metro’da bisikletinizi ücretsiz götürebiliyorsunuz. Bu sayede şehir içi keşmekeşinde bisiklet kullanmak zorunda kalmadan kendinizi dışarı atabiliyorsunuz.

Umudunuzu yitirmeyin, bisikletten vazgeçmeyin.

Rüzgarınız arkadan essin.

Sayın Vehbi Özdemir’in uyarısıyla bir düzeltme yaptık. Bu yazıya konu olan iki arkadaştan birisi Ozan değil, Özcan imiş. Benim aklımda öyle kalmış. Vehbi beye teşekkür ederim.

En Yeni EuroVelo Rotası: EuroVelo 19 -Meuse Cycle Route

Rotanın resmi kabul duyurusu ITB Berlin 2019 fuarinda Bisiklet Turizmi Gününde yapıldı. Bu rota, 3 yıl aradan sonra EuroVelo’ya kabul edilen ilk yeni rota oldu. EuroVelo 19, 1,100 km uzunluğa sahip ve Meuse Nehrinin Fransa’nın kuzeyindeki Langres platosundaki kaynağından başlıyor, nehir boyunca uzanıp, Belçika’dan geçiyor, denize döküldüğü Hollanda’nın Kuzey Denizi’nde bitiyor. Web sitesi için linke tıklayınız. http://meusecycleroute.eu.

Çalışmalar 2010 yılında Hollanda’nın Venlo Belediyesinin girişimleriyle başlıyor. 2012’de gerçekleştirilen konferansta 41 proje ortağı (Hollanda, Belçika ve Fransa’dan) bu rotayı destekleyeceklerini belirten imzalı bir bildiri yayınlıyor ve Limburg (Hollanda) ilinin öncülüğünde rota 2015 ve 2016’da geliştirilip işaretlemeleri yapılarak yine 2016’da tanıtım etkinlikleri başlıyor. Sonuç; son derece cazip bir rota.

Cazibesi nereden mi geliyor? Nehrin iki yakasındaki kartpostallık güzelliğe sahip kasabalar ve köyler, bölgenin sahip olduğu zengin tarih ve kültür mirası ve tabii ki yolculuğun her adımında sizi bekleyen, çok özel yemekler sunan mekanlar. Fransa’da Lorraine bölgesindeki drajeleri ve madelein’leri; Belçika’nın meşhur kızartmalarını ve özel biralarını unutmamak gerek. Bu ülkede her küçük kasabada yerel bira üreten üreticiler bulunuyor.

Tarih sevenler için adını Birinci Dünya Savaşındaki bir muharebeye yazdıran ünlü Fransız kadın kahraman Joan of Arc’in doğum yeri olan Domremy-la-Pucelle önemli noktalardan birisi. Verdun’da ise bu muharebede önemli rol oynayan Yeraltı Kalesini ziyaret edebilirsiniz. Belçika, muhteşem mimarisiyle sizi etkilemeye hazır.Dinant . Namur ve Huy kaleleri ve Liege’deki hükümet konağı görülmesi gerekenler arasında. Hollanda ise Meuse Vadisi Nehir Parkı ve Biesbosch Ulusal Parkı sulak alanları ile benzersiz manzaralar sunmak için ziyaretçilerini bekliyor.

Meuse nehri, bazı bölgelerde başka nehirlele birleşiyor; bu nedenle de rota mevcut diğer bazı EuroVelo rotaları ile de kesişiyor. Bunlar Loire ve Tuna nehirlerini takip eden Atlantik-Karadeniz rotası EuroVelo 6, Ren nehrini takip eden EuroVelo 15 (Rhine Cycle Route) ve Rhone nehrini takip eden EuroVelo 17 (Rhone Cycle Route)

Bilindiği gibi Avrupa’da bisiklet turizminin kalbi nehir rotalarında atıyor. Binlerce bisikletliyi bu rotalarda seyahat ederken görebilirsiniz. Bunun sonucu olarak çok sayıda bisiklet dostu iş yeri, kaliteli restoranlar ve kamp yerleri sizi bekliyor. Bu rotalarda kısmen de olsa pedal çevirmiş birisi olarak diyebilirim ki bu bölge uzun mesafe bisiklet yolculukları için dünyanın en güvenli bölgesi durumunda. Avrupa’nın son derece bakımlı şehirlerini, insanı hayrete düşürecek düzeyde iyi korunmuş doğasını düşünürsek en keyifli olduğunu iddia etmek bile mümkün.

Rotaya harita üzerinde baktığımda gördü ki ben bu rotanın Hollanda ve Belçika bölümünde bazı kısımları kullanmışım. Hollanda için kesinlikle en iyi uzun yol bisiklet yollarına sahip ülke tanımlamasını rahatlıkla yapabilirim.

Keyifli sürüşler dileğiyle.

Photo credit: Adnan Çangır Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe bölgesinden başlayan 2018 Bike for Europe projemizden.

NEW YORK 75 MİLYONA ULAŞTI

Nüfusundan bahsetmiyorum elbette. 2013 yılında hizmet vermeye başlayan bisiklet kiralama sistemi Citi Bike’tan bahsediyorum.

Citi Bike’ın geçmişine bir göz atalım:

2011- New York Ulaşım Dairesi sistemi kamuoyuna duyurdu.

2012- Sponsorluk anlaşmaları yapıldı

2013- Sistemin hizmete girmesine haftalar varken 30 saat içinde 5000 abonelik satın alındı. Bunlar, kurucu üyeler olarak nitelendiriliyor.

Aynı yıl Mayıs ayında sistem 6000 bisikletle yüzlerce istasyonda hizmete girdi.

2014- Citi Bike’ı kullananların katettiği mesafe 20 milyon mile(32 milyon km) ulaştı. Ekim ayında yeni ortaklık yapılanmasına gidildi ve sisteme 6000 bisiklet ve yeni istasyonlar ekleneceği duyuruldu.

2015- bir yılda 10 milyon kiralama sayısına ulaşıldı. Bu, batı dünyasında Paris’ten sonraki en yüksek sayı oldu.

2016- Yıllık abonelik satın alan 100,000 müşteri sayısına ulaşıldı.

2017- Sistemdeki bisiklet sayısı 10.000’den 12.000’e ulaştı.

50 milyon kiralama sayısına ulaşıldı.

2019- 75 milyon kiralamaya ulaşıldı.

Bu başarının en önemli ismi Janet Sadik Khan bugünkü Twitter paylaşımında şöyle diyor: ’10 yıl önce insanlar Burası New York; Amsterdam veya Kopenhag değil diyordu. Ama şimdi New Yorklular Citi Bike sistemini Hollanda ve Danimarka’nın toplam nüfusunun üç katı fazla sayıda kullanmış oldular. Bugün artık başka şehirler burası New York değil diyorlar.’

Burası Amsterdam değil lafını ülkemizde de çok duyuyoruz. Bir başka yorum ise büyükşehirlerde bisiklet kullanılmaz yönünde bir önyargı.

İşte New York başta olmak üzere Paris gibi büyükşehirler bu önyargıları kırıyor. Londra da öyle. Son 2-3 yılda Londra’da tam bir bisiklet devrimi gerçekleşiyor. Bu başarıların arkasındaki en önemli etken ise bana göre bu işe inanmış, kendini adamış yöneticiler.

Muğla gibi bisiklet için ideal bir şehirde bisiklet kiralama sisteminin 3 yıl sonra çöpe atılması yöneticilerin bu işe pek inanmadıklarını, kendileri için işlerin ne kadar kolaylaşacağını göremediklerini gösteriyor.

Ama görüyoruz ki her geçen gün daha fazla vatandaş bisikleti keşfediyor. Umutlarımızı köreltmiyoruz. Geç de olacak.

Citi Bike web sitesi: https://www1.nyc.gov/html/dot/html/home/home.shtml

Janet Sadik Khan’ın Nusret’in görselini kullandığı yazısı:

https://bisikletliyizbiz.com/2019/02/03/nusretin-haberi-var-mi-acaba/

Fotoğraf: gudphoto.com

#citibike #janettesadikkhan #newyorkcycling

ZENGİNLERİN BİLE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH ETTİĞİ ŞEHİRLER

Bu haritada TÜİK’in illere göre 1000 kişi başına düşen motorlu taşıt istatistiklerini görüyoruz. Ülkemizde bu anlamda başı en çok dertte olan il Muğla. 1000 kişiye 528 araç düşüyor(Hollanda ile aynı). İstanbul 278 ile Türkiye ortalamasının çok az altında. (Kaynak: drdatastats.com) 2019 Şubat ayı itibariyle ülkemiz genelinde 100 kişiye 284 motorlu taşıt düşüyor. Başka ülkelerde durum nedir? Birkaç ülkeden örnek verelim:

ABD: 799, İtalya: 699, Yunanistan 624, Kanada 607, İspanya 593, Japonya 591, Norveç 584, Fransa ve Avusturya 578, Almanya 572, İsviçre 566, Belçika 559, Hollanda 528, Danimarka 480, Bulgaristan 393, BAE 373, Rusya 293, Libya 290, Gürcistan 155. Bu sayıları aldığım sitede( https://www.tech-worm.com) hangi döneme ait olduğu yazılmamış, ama Türkiye için 100 kişiye düşen araç sayısı 144 olarak verilmiş. Yukarıdaki haritada ise 284 olarak görülüyor. Muhtemelen birkaç yıl öncesinin verileri. Bu verilerin eski olması çok önemli değil.

Önemli olan şu: Danimarka, Hollanda, Almanya ve diğer bir çok Avrupa ülkesinde bu sayılardaki artış oldukça düşük seyrediyor, alınan yeni kararlarla önümüzdeki yıllarda azalması muhtemeldir, ama buna rağmen bizden çok yüksek. Yine de yaralar yavaş yavaş sarılıyor. Bu süreçte baş rolde bisiklet ve toplu taşıma araçları var. Ülkemiz eğer sahip olduğu bu avantajı iyi değerlendirir, doğru kararlar alır, doğru politikalar üretirse geri dönüş bu ülkelere göre daha kolay olabilir. İşte bu noktada İzmir’in yeni büyükşehir belediye başkanı Tunç Soyer’in ideal şehir hayalinde koyduğu hedeflerden birisi çok anlamlı.

Yoksulların bile araba kullandığı değil, zenginlerin bile toplu taşımayı tercih ettiği bir şehir. Bu noktada toplu taşımanın yanına bisikleti ve yürüyerek ulaşımı da eklemek yanlış olmaz sanırım.

Hiç bir şey olanaksız değil. İnanmak ve istemek çok önemli.

Unutmadan: 1000 kişiye düşen araç sayısında bir çok rakibinin çok önünde olan Muğla’daki yöneticilerin işi çok daha zor. Daha yoğun çaba harcamaları gerekecek. Yine de başta Muğla olmak üzere bir çok ilimiz için güzel bir haberimiz var: Şubat 2018 – Şubat 2019 döneminde trafiğe kaydolan araç sayılarında dikkat çekici azalmalar var. Bunun nedeni her ne kadar alım gücü ile ilgili olsa da bir avantaj olarak görülebilir. Ne de olsa Avrupa’da bile bisikletin yeniden doğuşunun 70’li yıllardaki petrol krizi ile de alakalı olduğu bilinmektedir. İşte yeni kaydedilen araç sayılarındaki azalma ve artışlar:

KURBANI SUÇLAMAK

Hayır, hayır siyasetten bahsetmeyeceğim. Konumuz yaya ve bisikletli dostu güvenli şehirler.

Hollanda ‘nın köklü otomobil turing organizasyonu (1983’te kurulmuş, 4,4 milyon üyesi var ve yol yardım desteği dahil sayısız hizmetler veren ve yıllık ticari hacmi 1 milyar Euro olan bir dev.) Hollanda’da çocuklara 15000 adet kask dağıtınca bisiklet savunucuları sert tepki gösteriyorlar.Ülkemizde büyük çoğunluk eminim “Ne var bunda? Adamlar bisiklet kullanımına destek oluyor işte” diyecektir.

Ülkemizin koşulları göz önüne alındığında bu düşünce gayet normal. Çünkü bisikletliler bağımsız, güvenli yollarda değil, trafik kargaşasının içinde hareket ediyor. Yani risk yüksek. O yüzden de zaten çok az kişi bisiklet kullanıyor.

İşte Hollanda’daki bisiklet camiası buna isyan ediyor. Bana kask hediye edeceğine şehri benim için daha güvenli hale getir diyor ve ANWB’yi kurbanı suçlamakla itham ediyor.

Hollanda ve bisiklet kültürünün yaygın olduğu ülkelerde kask kullanımının zorunlu hale getirilmesine de yüksek perdeden karşı çıkılıyor. Bu konudaki kampanyalara Avrupa Bisikletliler Federasyonu da doğrudan destek veriyor.

SİZ TAM OLARAK İNSAN MISINIZ?

Bisikletliyseniz değilsiniz. Motorlu taşıt sürücülerinin yarıdan fazlası sizi ”not fully human” yani, ”tam olarak insan olmayan” diye tanımlıyormuş. Araştırma, Avustralya’daki Monash Üniversitesinden Dr Alec Delbosc ve ekibi tarafından, insanların yolu paylaştıkları diğer unsurlara karşı tutumlarını incelemek amacıyla yapılmış, ve ortaya çarpıcı bir sonuç daha çıkmış: Motorlu taşıt sürücülerinin %17’si bisikletlilere karşı kasti davranışlar sergilemektedir. (Yolunu kesmek, trafikte sıkıştırmak vs.). Araştırma 442 kişiyle yapılmış. Göreceli olarak küçük bir grup. Sayı artarsa sonuç farklı olur mu bilemeyiz, ama bu araştırmaya göre bisikletliler azınlık bir grup olarak görülmekte ve negatif tutum ve davranışların hedefi olmakta.

Dr Delbosc, insanların tam insan olmadığını düşünmek, onlara karşı nefret beslemeyi kolaylaştırdığını söylüyor, ayrıca benzer duygular karşı tarafta, yani bisikletlilerde de oluşuyor.

İşin daha kötü bir yanı da var: Bisiklet kullanan ve kullanmayanlar arasında da bisikletlilerin tam olarak insan olmadığını düşünenler var.

Sizi tam insan olarak görmeyen bisikletlilerin oranı %30, bisiklet kullanmayanların oranı %55 imiş.

İnsan beyni pek karışık vesselam.

Şimdi bisikletliler soruyor: Ben insan değil miyim?

Hayko Cepkin de soruyor:

Kaynak: cyclingweekly.com

YALNIZ BİR BİSİKLETLİ KADININ TÜRKİYE İZLENİMLERİ.

Hoşçakal Türkiye !

Bu, Gaelle Bojko’nun Türkiye’den ayrılırken paylaştığı fotoğrafın altına yazdığı ilk cümle. Türkçe olarak yazmış. Sonra yazdıkları ise hem iyi, hem kötü. Ama eminim kötü izlenimleri daha çok zihinlerde yer edecektir.

Bojko, YouTube kanalında maceracı akademisyen ve stajyer mimar olarak nitelendiriliyor.

Ülkemizden ayrılırken neler mi yazmış? Özetlemeye çalışayım:
Türkiye bacaklarım için kesinlikle acımasızdı, ama manevi açıdan daha da zor oldu. Aynı gün içerisinde bir veya birkaç erkeğin sex isteğiyle karşılaştığım oldu. Kimisi olabildiğince kibar, kimisi ise orasını işaret ederek veya orasını göstererek!!!

Diğer taraftan bir sürü kişi bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yiyecek verdi, çay ikram etti, gideceğim yere götürmeyi teklif etti, soğuk yerlerde yatacak yer bile teklif ettiler.
.
İşin en zor tarafı ise kime güveneceğimi bilememekti. Bu adam gerçekten dürüst müydü, yoksa biraz sonra o iğrenç el işaretini mi yapacaktı? Bana korna çalan kamyon sürücüsüne el sallamalı mıydım? Hatta gülümsemeli miydim? Bu öfke ve memnuniyet duyguları arasında gidip gelirken gerçekten tükenmiş hissediyordum.
.
Söylemem gerekir ki Türkiye şu ana kadar en şaşırtıcı, aklı baştan alıcı, cömert, açık kalpli ülke oldu, fakat zaman zaman keşke yapayalnız olmasaydım dediğim anlar oldu. Yine de harika bir 1,5 ay geride kaldı, ve Gürcistan sınırını geçerken gözyaşlarımı neredeyse tutamayacaktım.

İşte böyle. Alın size ülkemizin reklamı. Bojko’nun YouTube kanalında 10.000’e yakın abone var, İnstagram’da 3324 takipçisi var.

Eylül 2018’in başında İspanya’dan başlamış yolculuğuna.

Credit: Gaelle Bojko

Bojko’nun sponsoru güzel bir video hazırlamış.

ZALİM KOCA

Bu fotoğrafı Danimarka’lı ünlü ve karizmatik bisiklet aktivisti, planlama uzmanı Michael Collville Andersen’in Twitter paylaşımından aldım.

Görür görmez aklıma 2015’te yaptığımız Muğla’dan Brüksel ‘e NowWeBike turunda Avusturya’nın Tuna Nehri boyundaki güzel şehri Melk’te bizi evinde misafir eden beyefendi geldi. (Adını anımsayamadığım için üzgünüm) Kendisi zaman zaman İstanbul’u ziyaret etmiş birisi. İstanbul için şu benzetmeyi yapmıştı: “Zalim bir kocanın eline düşmüş narin bir gelin gibi.”

İşte bu fotoğraf tam da bunu anlatmıyor mu? Dünyanın bütün şehirleri benzer durumda değil mi? Motorlu taşıtların zulmü altında ezilmiyor mu? oysa o narin gelinin gözü onu mutlu edecek sevdiğinde.

HOLLANDALILAR NEDEN BİSİKLET KULLANIYOR?

Cevabı çok basit ve anlaşılır. Sadece 3 ana sebep var. Bunu 3 S olarak ifade ediyorlar: simple, safe, sensible

1) Basit ve sade. Özel ekipman vs gerekmiyor. (Burada vurgulayalım: Hollanda’da kask takma zorunluluğu yok, çünkü bisiklet yolları son derece güvenli.)

2. Güvenli. Bisikletlileri motorlu taşıtlardan koruyan çok iyi bir altyapı var.

3. Akla uygun, mantıklı. Şehir içinde bisiklet en hızlı seçenek. (E tabi bu kendiliğinden olmuyor. Uygulanan politikalar ve hata payı çok az olan alt yapı çok önemli rol oynuyor.)

Başlıktaki soruya cevap “Neden kullanmasınlar ki?” olsa gerek.

Kaynak: mobycon.com

Photo credit: Adnan Çangır

Yönetim mi? Yönetişim mi?

İyi demokratik yönetişimin 12 ilkesi broşürü Sivil Toplum Geliştirme Merkezi tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Avrupa Konseyi Yerel Yönetim Reformu Uzmanlar Komitesi’nin “İyi Demokratik Yönetişimin 12 İlkesi” başlıklı broşürü  Türkçeye çevrildi. “İyi Demokratik Yönetişim”in kamu yönetiminin tüm seviyelerinde bir gereklilik olduğu savından yola çıkan broşürde yerel düzeyde, yerel yönetimin yurttaşlara en yakın yönetim olması nedeniyle birincil öneme sahip olduğu belirtiliyor.  

“İyi Demokratik Yönetişimin 12 İlkesi” başlıklı broşürde yer alan ilkeler şöyle; 

1.     Katılım, Temsiliyet, Seçimlerin Adil Yapılması,

2.     Duyarlılık,

3.     Etkililik ve Verimlilik,

4.     Açıklık ve Şeffaflık

5.     Hukukun Üstünlüğü,

6.     Etik Davranış,

7.     Yetkinlik ve Kapasite,

8.     Yenilik ve Değişime Açık Olma,

9.     Sürdürülebilirlik ve Uzun Dönemli Yönelim,

10.  Sağlam Mali Yönetim,

11.  İnsan Haklarıi, Kültürel Çeşitlilik ve Sosyal Kaynaşma

12.  Hesap Verebilirlik

Broşürü bilgisayarınıza indirmek veya görüntülemek için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız. Broşürde daha detaylı bilgi var.

 www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/iyi-demokratik-yonetisimin-12-ilkesi-brosuru-turkce-olarak-yayinda

Kaynak: http://www.stgm.org

#yönetim #yönetişim #yerelyönetim

BİSİKLETLİ KADIN İNİSİYATİFİ

Ülkemiz genelinde bisiklet sivil toplum örgütlerinin artışı hız kesmiyor. Bugün gelen bir e-posta yerinde duramayan bir inisiyatifi tanıtıyordu, ben de sizlerle paylaşmak istedim. Kadınların etkin olduğunu görmek güzel. Süslü Kadınlar, Mor Pedal derken İstanbul’dan 2015’te başlayan bu yeni hareket, güzel işler çıkarıyor.İşte bana ulaşan mailin önemli bölümleri;

Bisikletli Kadın İnisiyatifi, bisikletli olan ve bisikletli olmak isteyen kadınlar arasında bir dayanışma ortamı yaratmayı, kadınlara cesaret vermeyi, Türkiye’de gündelik hayatlarında bisiklete binen kadın sayısını artırmayı ve bisiklet dünyasındaki kadınları görünür kılmayı amaçlayan bir kadın girişimidir.

İnsanlara topluluk oluşturma gücü vermek ve dünyayı birbirine yakınlaştırmak misyonuyla hareket eden Facebook’un hayata geçirdiği ve dünyanın 46 ülkesinden 115 topluluk liderini bir araya getiren Facebook Community Leadership Program‘ına (FCLP) Türkiye’den seçilen Bisikletli Kadın İnisiyatifi, aynı zamanda tüm dünyadan programa seçilen tek bisiklet topluluğu olma özelliğini taşıyor. Facebook, geçtiğimiz yıl Şubat ayında Avrupa’da düzenlediği zirvede Facebook uygulama ve hizmet ailesi aracılığıyla topluluklarını oluşturan liderlere destek olmak amacıyla Topluluk Liderliği Programı’nı hayata geçirdiğini duyurmuştu

Biz, gündelik hayatımızda bisiklet kullanan, bazen işe giderken, bazen çocuğumuzu okula bırakırken bisiklet süren kadınlarız. Fakat sayımız az. Diğer taraftan bizim gibi bisiklet kullanmak isteyen pek çok kadın olduğunu biliyoruz. Sadece biraz desteklenmeye, “mümkün” olduğunu görmeye ihtiyaçları var. Biz de bu amaçla bir araya geldik ve Bisikletli Kadın İnisiyatifi’ni kurduk.

Amacımız: Bisikletli olan ve bisikletli olmak isteyen kadınlar arasında bir dayanışmaortamı yaratmak, kadınlara cesaret vermek ve Türkiye’de gündelik hayatlarında bisiklete binen kadın sayısını arttırmak, bisiklet dünyasındaki kadınları görünür kılmak ve daha çok kadına ulaşmak.

Bisikletli Kadın İnisiyatifi ülkemizin dört bir yanında etkin olmak için kolları sıvamış durumda. Bu amaçla yeni bir projeleri Benim Bisikletim, Benim Şehrim – İstanbul’un ilk toplantısını 21 Mart 2019’da İstanbul’da gerçekleştirdiler.

BKİ’nin çalışmaları arasında Eti Sarı Bisiklet Projesi ile ortaklaşa hazırladıkları Kadınlar İçin Bisiklet Kılavuzu da var. Bu çok özel çalışmaya bu linkten erişebilirsiniz. http://sivildusun.net/kadinlar-icin-bisiklet-kilavuzu-yayinlandi/

Diğer taraftan BKİ, uluslararası NoWeMove kampanyasına da katılmaya karar verdi, bu sayede çalışmalarının uluslararası arenada görünür olmasını sağlarken bu önemli kampanyaya destek olacaklar.

Fotoğraflar: BKİ

#bisikletlikadınlar

BİSİKLETİN ENLERİ ÖDÜLLERİ

14 Mart akşamı Marmaris Elegance Otel’de düzenlenen Muğla’da Bisikletin Enleri ödül törenine katıldık, bisikletin yaygınlaşmasına ve Muğla’nın uluslar arası tanıtımına yaptığımız katkılardan dolayı Enerji Verimliliği ve Çevre Koruma Derneği olarak ödülümüzü aldık. Bizi bu ödüle layık görenlere teşekkür ederiz. Ödül alanlar arasında Gençlik Spor Muğla Bisiklet takımı, Fethiye Kara Bisiklet Kulübü ve genç bisikletçi Onur Balkan da vardı.

İlk kez düzenlenen bu ödül töreninin geleneksel hale getirileceğini öğrendik. Tören Muğla Bisiklet İl Temsilcisi İlker Cömert’in büyük emeği özverili çalışmaları ile düzenlendi.

Ödül alanlar arasında Fethiye ve Marmaris Belediyeleri de vardı ki ben bu ödülleri özellikle önemli buluyorum, çünkü şehirlerin yaşanabilir hale getirilebilmesi için bisiklet olmazsa olmazların başında geliyor.

Benim önemsediğim bir başka detay ise bürokrasinin önemli isimlerinin de bu geceye katılmaları oldu.

Daha da önemlisi bu ödül törenine Türkiye Bisiklet Federasyonu başkanı Erol Küçükbakırcı’nın katılması idi. Aynı gün Küçükbakırcı ‘yı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrencilere yaptığı konuşmasının da bir kısmını dinleme olanağı buldum.

Başkan konuşmasında bisikletli ulaşımın önemine vurgu yaparken Amsterdam örneğini vermekten imtina etmedi(bir çok muhterem vatandaşımız Avrupa’dan örnek verince sert tepki gösterdiği için bunu vurguladım) , Konya’nın bisiklet yollarını överken New York’tan sonra dünyada ikinci sırada yer aldığını belirtti.(Aklımda yanlış kalmadıysa bisiklet yollarının uzunluğu bakımından). Bu bilginin doğru olduğundan emin değilim ama ben başkanın bisikletli ulaşımı önemsemesini şaşkınlık ve memnuniyetle karşıladım. Başkanın konuşmasında Sağlık Bakanlığı’nın dağıttığı bisikletlerin nasıl kullandırılacağı konusunda kendilerine danışmadığını söylemesi de çok önemliydi, zira o bisikletin nasıl kullandırılacağına dair hiç bir planlama yapmamıştı bakanlık. Bilindiği gibi o bisikletlerin bazıları internet üzerinden satışa çıkarıldığı bile görüldü. Ben bu konuda bakanlığın bisiklet kiralama sistemleri kurması veya kurulmasına destek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu görüşümü İl sağlık müdürlüğünden arkadaşlara da söylemiştim. Ama Küçükbakırcı’nın dediği gibi bize zamanında sormadılar ki.

Neyse. Bisiklet İl Temsilciliği Muğla’da bir hareketlenme sağladı. Güzel etkinlikler düzenlediler. Ben özellikle Kavaklıdere ilçemizdeki muhteşem Yerküpe Mağarası’ndan start alan dağ bisikleti yarışını çok beğenmiştim. Bu gibi etkinliklerin devam etmesi dileğiyle.

Not: Muğla ili genelinde bisiklet adına emek harcayan çok dostumuz var, onlar da

bu ödülü bizim kadar hak ediyorlar diye düşünüyorum. Örneğin Muğla Bisiklet Derneği. Ülkemizde ilk kamplı bisiklet turlarını düzenleyerek bisiklet kullanımının yaygınlaşması konusunda ciddi adımlar attı. Tur bu sene 13. kez düzenleniyor.

Örneğin Askıda Bisiklet projesi. Zehra Erbil’in ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet temin projesi.

Örneğin Morpedal Kadın Bisiklet Derneği ‘nin tüm Ülkemizi bisikletli kadınların elinde dolaşan bayrak projesi.

Örneğin Murat Demirci ve arkadaşlarının GEKA fonlarıyla gerçekleştirdiği EcoTrails bisiklet ve yürüyüş rotaları projesi.

Bunlar ilk aklıma gelenler. Önümüzdeki yıllar için ödül alabilecekler arasında değerlendirilebilir.

%d blogcu bunu beğendi: