ALÜMİNYUM KADRO BİLMECESİ

Alüminyum bisiklet kadrosu

Ülkemizdeki bisiklet sektöründe gözlemlenen gerçeklerden bir tanesi de şu anda piyasada satılan birçok alüminyum bisikletin aslında çelik kadar ağır olmasıdır. Çelik ağırlğında müşterilere sunulan alüminyum bisikletler, tamamen satış stratejisine yönelik müşteri aldatmacasına dönüşüyor.

Her geçen yıl bisikletçilerde daha fazla alümünyum bisiklet görüyoruz, artık çelik kadrolu bisikletler hemen hemen hiç kalmadı. Bisiklet sektöründe kaliteli bisiklete artan ilgi ile birlikte müşteriler alüminyum gövdeli bisiklet arıyorlar. Piyasadaki talebi gören ithalatçılar isteğe göre ‘alüminyum bisiklet’ getirip piyasaya sunuyorlar.

Alüminyum bisikletlere olan ilginin artmasındaki en büyük etken onların ‘hafif’ olmasıdır. Ancak ‘hafiflik’ kullanılan alüminyumun bileşenine gore değişmekte. Hatta ‘Ucuz Alüminyum’ bisikletler çelik bisikletler kadar ağır olabilmekte.

Biraz alüminyum bisikletlerden bahsedersek, alüminyum diye satın aldığımız bisikletlerin gövdesi aslında alüminyum alaşımdır. Bunun anlamı bisikletin gövdesini oluşturan metal kısım üretilirken alüminyum ile birlikte başka metalde kullanılıyor olmasıdır. Alüminyum alaşım ise kullanılan bileşene gore farklı adlar alıyor. Örnek olarak:

2219 Alüminyum, 6061 Alüminyum, 7005 Alüminyum gibi

Her alüminyum alaşımın ağırlığı farklı olduğu için, bisikletlerin ağırlıklarıda farklı oluyor. Genel kural olarak  ucuz alüminyum kullanılan bisikletler ağır oluyorlar.
Evren Çağlar
Evren Çağlar’ın bloğu: www.baybisiklet.blogspot.com

Bisikletliyizbiz’in notu:

Ülkemizde bulunabilecek en iyi alüminyum kadrolardan birisi 7005 kodlu ‘triple butted’ denen işlemden geçmiş olan kadrolardır.    Üreticiler kadronun en fazla yük binen veya darbe olan kısımlarını(ek yerleri gibi) daha kalın yaparken diğer bölgelerde inceltme yaparak hem hafiflik hem de esneklik elde etmeye çalışıyorlar. Esneklik konfor sağlaması açısından tercih ediliyor.

Bazı kadrolar ‘single butted’, ‘double butted”, bazıları da ‘quadruple butted’ olarak üretiliyor.

Single butted olanlarda kullanılan boruların sadece bir ucu daha kalın, ‘double butted’ olanlarda her iki ucu da kalın oluyor.

Triple butted ürünlerde borunun uç kısımları farklı kalınlıklarda,

quadruple butted olanlarda ise hem uçlarda hem de borunun orta kısımlarında farklı kalınlıklarda olduğu anlamına geliyor. Bu sayede en esnek ve en dayanıklı ürün elde edilmeye çalışılıyor.

Bir de bu işlemden geçirilmeyen, borunun tamamı aynı kalınlıkta olan ürünler var. Bu ürünler hem daha ağır, hem de darbelere karşı tepkileri her noktada eşit.

Alüminyum kadrolarla ilgili güzel bir gelişmenin haberi aşağıdaki linkte:

https://bisikletliyizbiz.com/2019/03/08/aluminyum-kadroda-devrim/

Keyifli sürüşler dileriz.

26 JANT 28’E KARŞI

 

 

Okyay Pay

26″ ile 28″ bisiklet hakkında bazı temel bilgiler ve farklılıklar..

1″ = 2.54cm dir. 26″ lastik çapına sahip mtb tipi bisikletlerin lastik çapı 66.04cm iken, 28″ lastik çapına sahip tur , yol, bisikletlerinin lastik çapı 71.12cm dir. Standart çevre formülü ile lastik çevresini hesaplayalım;

26″ = 207.3656cm

28″ = 223.3168 cm olur.

Bu durumda lastiğin bir turu için aradaki fark 15.9512 cm eder.

Bunun pratikteki anlamı şudur: Benzer güçte ve benzer ağırlıktaki iki bisikletçi, benzer ayna kol ve arka dişli ve benzer lastik enine sahip ve benzer ağırlıktaki iki bisikletle yola çıktıklarında; tekerin bir turunda yani 223.3168 cm de 15.9512 cm fark oluşuyorsa; 1KM de bu fark 71.43 metre olur; hatta 10KM de bu fark 710 metreyi bulur. Bunun da anlamı 28″ bisiklet kullanıcısı 26″ kullancısına göre daha az enerji harcayıp daha fazla yol kat etmiştir. Bu sebepledir ki 28″ bisikletlere (road, tour) yol veya tur bisikleti ismi verilmesi uygun görülmüştür. Gerçek değerlerle hesap edildiğinde çıkan fark daha fazladır. Çünkü en ağır yol bisikletleri 12 KG civarında iken, en hafif 26″ bisikletler 12KG civarındadır.

Dişli gruplarına baktığımızda da yol bisikletlerinin 26″ tip bisikletlere göre daha avantajlı ayna kol ve dişli grupları ile donatıldıklarını görüyoruz. Tur bisikletlerinin yeni hibrid ve 29er (açılı eğik kadro maşası, amortisör ve disk fren) yapıları ile kalsik 26″ tip dağ bisikletlere yakın olan dizayn ve dişli grupları ile piyasada olmaları karşılaştırma yapmayı kısmen mümkün kılmaktadır. 26″ bisiklet dizaynının üstünlüğü ise offroad sürüşlerde ve rampalarda ortaya çıkmaktadır. Esnek ve güçlü kadro yapısı ile arazi zeminde ani hareketlere olanak tanırken, daha küçük lastik çapı ile daha kontrollü bir sürüş sunmaktadır.

Hazır konu Tork’dan açılmışken, hakkında biraz lakırdı edelim;

26″ MTB veya ATB bisikletlerin yokuş tırmanma torklarının daha yüksek olduğu ve bu sebeple daha az enerji ile yokuş tırmanmaya imkan tanıdığı üzerine konuşmuştuk. Ekleyelim ki dairesel dönme momenti 26″ çapta, 28″ çapa göre daha fazladır. Varsayımımız benzer güçte iki bisikletçi idi. Bu durumda uygulanan itme kuvveti 26″ bisikletçi için daha az olacaktır. Aynı hızda tırmandıklarını varsaydığımızda 26″ bisikletli tırmanış esnasında daha az yorulacaktır.

Pratikte bunun anlamını şöyle açıklayalım. Yokuş tırmanma eylemi başladığında bisikletinizin ayna kol dişlisini 22 dişli olan en küçük dişliye yani 1 nolu dişliye ve arka dişliyi de yine 1 nolu en büyük dişliye alarak tork’u (Nm) arttırmaya çalışırız. Ayna kola uygulanan kuvvet zincir ve dişliler yardımıyla arka tekere aktarılır. Biliriz ki dişli çapı büyüdükçe tork azalacak ancak aktarılan enerji artacak ve bu sebeple de hız yani artan kinetik enerji sonucu hızlanma olacaktır.

Eğer mümkün olsaydı da 0.01 kW ile 95 rpm ile 1 Nm (Newton Metre) tork elde ederken; rpm 1 d/dk yapabilsekdik bu durumda çok ama çok yavaş tırmanmamıza rağmen Tork 95 Nm olarak çıkacaktı. Durum daha iyi anlaşılsın diye gerçeğe daha yakın bir örnek verelim. 0.01kW enerji uygularken; RPM 20 olursa (yani pedalları oldukça yavaş çevirdiğimizi düşünürsek) bu durumda Tork yeterli miktarda yani 4 Nm olacaktır.

Eğer hızdan bahsediyor olsaydık teker çapının daha büyük olmasının bir avantaj olacağını söyleyecektim. Ancak Tork da durum tam tersidir. Diğer tüm faktörler aynı kalmak şartıyla tekerin çapı küçüldükçe Tork artacaktır.

Unutulmamalı ki lastik havasının bile güç (Kw) üzerinde etkisi olacak ve düşük lastik havası daha fazla enerji tüketmeye neden olacaktır.

Tork ve Uygulanan Enerjiye Etki Eden Etmenler:

– Ayna kol’un kol uzunluğu veya kısalığı (1cm’in dahi doğrudan Tork değerine etkisi vardır)

– Teker Çapı

– Dişli çapları ve diş sayıları

– Sabit kadans yani dakikadaki pedal çevirme devir sayınız

Dolaylı Etmenler:

– Lastik havası

– Lastik diş derinliği ve sayısı

– Bisiklet ağırlığı

– Kullanıcı ağırlığı

– Taşınan yük

– Zemin (sürtünmeyi veya kadansı etkiler)

– Performansınız (gücünüz)

– Pedal tipi

– doğru sürüş pozisyonu ve sele yükseklik ayarı

Bu durumda aklınıza şu soru gelebilir. Hangi tip bisikleti seçmeliyim ? Bu sorunun yanıtı doğrudan nasıl bir sürüş planladığınızla ilgilidir. Eğer offroad bir sürüş ve rota planladıysanız ve üstelik çoğunlukla tırmanış yapacaksanız 26″ MTB sizin için doğru tercih olacaktır. Ancak bir noktadan hareket edip uzun bir rota ile otoyolları kullanarak bir gezi planladıysanız 28″ Tur tipi bir bisiklet sizin için en doğru seçim olacaktır. Veya yüksek hızda nispeten daha kısa ve otoyolda bir rotanız varsa 28″ Yol tipi bisiklet ile yola çıkmak son derece keyifli olacaktır.

Tüm bisiklet dostlarına keyifli sürüşler..

Okyay Pay
Bodrum İki Teker Grubu

 

BİSİKLETİNİZE BUNLARI YAPMAYIN

 

 

basınçlı su

Bisiklet bakımı bazen yanıltıcı olabilir. Aşağıda anlatacağımız hataları yapmazsanız sürüş keyfiniz farklılaşacak, bisiklet tamircisine daha az gitmiş olacaksınız.

Civata ve somunları fazla sıkmayın

Yuvayı aşındırabilir, uzun vadede sürüş sırasında tehlikelere yol açabilirsiniz.

Somunu sıkıştırmadan önce yuvayı gresleyin. Sıkarken uzun değil kısa saplı bir anahtar kullanın . Bir durma noktasına gelinceye kadar sıkın. Çok az gevşetin ve taktığınız parçayı sallayarak yerine tam oturup oturmadığını kontrol edin.

 Zincirinizi yağsız bırakmayın.

Zinciri yağsız bırakıp ciddi sorunlara yol açmak veya doğru olduğuna inanıp iki ayda bir  yağa bulamak çok yaygın hatalardandır. Zincirin yağsız kalması bisikletin performansını düşürürken aşınmayı arttıracak, aşırı yağlamak ise çamur toplanmasına neden olacaktır.

Zincirinizi üstten yağlayıp iç kısımlara nüfuz etmesini sağlayın, dış kısımlarını kuru bir bezle iyice silin.

 Bisikletiniz kirliyken basınçlı suyla yıkamayın.

Basınçlı su bisikletin kolay bölgelerindeki kirleri söker atar, ama zor bölgelerde tam tersini yaparak çamuru içeri sıkıştırır, o bölgeyi yağsız bırakır.

Sabunlu su ve süngerle kadroyu temizledikten sonra hassas ve zor bölgelerdeki kir ve çamuru yok etmek için fırça kullanın.

Lastiğiniz patladığında dış lastiğinizin içini kontrol etmeden iç lastiği takmak.

Bu da çok yaygın bir hatadır.

Lastiği tamir ederken tamamen çıkarın ve elinizi hem saat yönünde hem de ters yönde lastiğin iç yüzeyinde batan cismi bulmak için gezdirin. Aksi takdirde çok kısa bir süre sonra lastiğinizi bir kez daha tamir etmek zorunda kalabilirsiniz.

Sizin de kendinize özel yöntemleriniz var mı?

Lütfen sayfamıza yazın.

Güvenli ve keyifli sürüşler dileğiyle.

Yararlanılan kaynak:  http://thecyclingbug.co.uk/

BİSİKLET BAKIMI: ACEMİLİK HATALARI

arka attırıcı

BİSİKLET BAKIMI: ACEMİLİK HATALARI

 Ben yıllar önce bisikleti temizlerken fazla derine dalmış, bilyalı orta göbeği de sökmüş, sonra da toplayamamıştım.

O gün bu gündür en ufak sorunlar için bile bir ustaya gider oldum. Bu korkumu yenme çabası göstermedim hiç.

Bu yazıda sizlere bisiklet tamir ve bakımı  acemilik döneminde yaygın yapılan bazı hataları aktarmak istiyorum.

Arka attırıcı limit vidası

No doubt the most common beginner mistake - turning in those loose derailleur screws : no doubt the most common beginner mistake - turning in those loose derailleur screws

 ‘H’ (High, yani yüksek) ve ‘L’ (Low, yani düşük), şeklinde işaretlenen bu gevşemiş görünümlü vidalar aslında ayarlanmış durumdadır.

 

Bu vidalar göründüğü gibi gevşemiş filan değildir. Arka attırıcınızın hareket alanını ayarlamaya yararlar. Eğer bisikletiniz bir serviste hazırlanmışsa mutlaka ayarları yapılmıştır. Bunlara dokunmanıza gerek yoktur.

Eğer vites geçişleriniz aniden bozulduysa sebebi büyük olasılıkla kablo gerginliği ile, tozlanmış kablo ile veya yamulmuş aktarıcı kulakçığı ile ilgilidir. Sakın hemen elinizi tornavidaya atmayın.

Yağlama

Ahhh... wd-40, providing bicycle mechanics something to complain about since 1958 : ahhh... wd-40, providing bicycle mechanics something to complain about since 1958

 Bildiğimiz WD-40 yeterli yağlama yapmaz, yeterince uzun süre dayanmaz. Zaten zincir yağlayıcı değildir.

WD-40 çok işlevsel bir üründür. Örneğin boya üzerindeki çıkartma kalıntılarını çıkartmada ve diğer temizlik işlerinde çok başarılıdır; ama zincir yağlayıcısı değildir. Piyasada çok bulunmasa da WD-40 marka zincir yağı da vardır.

Yağlama yaparken sürtünmeye maruz kalan bölgelerin dışında yağ bırakmamaya özen gösterin. Bu bölgelerde bırakacağınız yağ bir işe yaramayacağı gibi toz toplayıp aşınmayı arttıracaktır. Yağ nüfuz etmesi gereken yerlere ulaştıktan sonra fazlalığı temiz bir üstüpü veya benzer bir malzemeyle silin. Her sürüşte zinciri ve arka aktarıcının zincirin dönmesini sağlayan dişlilerini  silin. Bunu her yaptığınızda yeniden yağlamanız gerekmez.

 

Frenlerde ötme

Frenleriniz  ötüyorsa gres veya yağ çözüm değildir. Fren ve yağlama sözcüklerini bir araya sakın getirmeyin.

Eğer janttan sıkmalı frenler kullanıyorsanız ötmenin sebebi pedalların ayarlarıyla ilgilidir. Önce pabucun arka kısmı jantı sıkarsa hem daha güvenli bir frenleme elde edersiniz hem de ses kesilir. Eski ve sertleşmiş pabuçlar da ses yapar ve güvenli frenleme sağlayamazlar. Hemen değiştirin.

Disk frenlerde bazı frenler öter. Ne yazık ki bunu önlemek mümkün olmayabiliyor. Diğer taraftan disk frenlerdeki ötmenin genel sebebi yüzeylerdeki kirlenmedir. Temizlik işe yarayabilir.

Gidon boğazı

 

Threadless headsets don't need all that much torque, that bolt up top is purely to set the bearing tension : threadless headsets don't need all that much torque, that bolt up top is purely to set the bearing tension

 Yanlarda görülen somunlar bunun bir yivsiz sistem olduğunu gösterir. Bu durumda üstte görülen somun boğazı tutma görevini yapmıyor demektir.

Üstteki somunun iyice sıkılması gerektiği kanısı çok yaygındır. Bunu yaparsanız o bölgedeki diğer parçalara zarar verirsiniz ayrıca  gidonunuz da sıkışır.

Piyasada hala bulunabilen eski sistemlerde sıkıştırma yanlış bir uygulama değildir. Bunu yaptıktan sonra ön tekeri dizlerinizin arasına sıkıştırın ve gidonda sağa sola boşluk olup olmadığına bakın.

Kolay açma jant milleri (Quick release)

Bu sistem bisiklette çok yaygı kullanılmaktadır ama başka alanlarda kullanılmaz. Bunun yanlış kullanımı da çok yaygın bir hatadır. Bu resimde gördüğünüz quick release milinin yanlış kullanılması durumunda yol açabileceği tehlikeler yüzünden Trek bir milyondan fazla bisikleti geri çağırmak zorunda kalmıştı.

Quick release skewers have an open and closed lever position. ensure you can read 'closed' or 'close' from the outside before riding : quick release skewers have an open and closed lever position. ensure you can read 'closed' or 'close' from the outside before riding

 

Quick release milinin bir açık, bir de kapalı pozisyonu vardır. Bisiklete binerken kapalı konumda olmalıdır. Milin diğer tarafındaki somunu sıkıştırdıktan sonra kapatma kolunu avucunuza biraz baskı yapacak konumda kapatmanız yeterlidir. Açarken ise sadece parmak uçlarınızla açamayacağınız sıkılıkta olmalıdır.

Hava durumu

Eksik veya fazla havayla bisiklet kullanımı da yaygın bir hatadır. Evde bulunduracağınız bir ayak pompası işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. El pompalarının pek de kolay kullanılmadığını unutmayın. İdeal hava basıncı için lastiğin yanağındaki alt ve üst limit basınç değerlerine bakın. Bisikletiniz yüklü değilse orta değerde hava basın. Yük durumuna göre basıncı ayarlayın ama alt ve üst sınırları aşmayın.

Bir yaygın hata da ince subap kullanımında karşımıza çıkar. Bunlar nazik yapılıdır ve fazla zorlanmaya dayanamazlar. Pompayı yerleştirmeden önce subabın gevşek olmadığından emin olun ve iğnesine hafifçe basarak hava çıktığını görün.

Hava basarken ve pompayı çıkarırken subabın yamulmasını önlemek için düz bir açıda hareket ettirin.

Keyifli ve güvenli sürüşler dileğiyle.

Kaynak:http://www.bikeradar.com/mtb/gear/article/home-wrench-six-common-beginner-repair-fails-44712/

Yazar: David Rome

KADRO ÜRETİMİNİDE ALMAN TEKNOLOJİSİ

 

gaulzetti-aluminum-bike-frame

BİSİKLET KADROSU ÜRETİMİNDE ALMAN DEVRİMİ

 

Doğrusunu söylemek gerekirse Portekiz’de bisiklet parçaları üretildiğini bilmiyordum. Ülkedeki bütün bisiklet ve bisiklEt parçası üreticileri Agueda kentinde kurulu Casaro Endüstri Parkında üretim yapıyormuş.

Çoğumuzun zihnindeki resim şudur sanırım;

Bisikletin her türlü parçası uzak doğuda üretilir, markalar oradan aldıkları malı kendi ülkelerinde monte eder, etiketini yapıştırır, satar. En azından ülkemizde durum bu. Üreticilerimiz var belki ama uluslararası rekabete ayak uyduramadıkları için hep küçük ölçekli ve kalitesiz ürün üretir durumdalar.

Şİmdilerde Portekiz’de üç parça üreticisi Rodi, Miranda ve Ciclo-Fapril ortak bir girişmle alüminyum kadro üretmeye hazırlanıyorlar.

Fabrikanın ilk aşamada 450.000 elektrikli bisiklet kadrosu üretme kapasitesi olacak. 12 milyon Euro’luk bu yatırımın ardından 5 milyonluk bir yatırım daha gelecek ve kapasite artışı sağlanacak. Üreetimin Nisan 2016’da başlaması planlanıyor.

Yeni şirketin adı ‘Triangles’ olacak.
Bu girişimin uzak doğuyla rekabet etmesini sağlayacak avantajları var mı?

Evet kesinlikle var. Bu girişimin başını çeken Rodi adlı jant ve aksamları üreticisinin CEO’su Armando Levi iki önemli avantajdan bahsediyor;

Birincisi Avrupa’lı bisiklet devlerine yakın olmalarından dolayı nakliye maliyetinde sağlanacak tasarruf ve markaların ürün sunma esnekliğinin artacak olması.

İkincisi ise kalite. Bu konuda iddialı olabilmek için Triangles girişiminin ortakları ünlü bir Alman otomotiv üreticisiyle tamamen robotlarla yapılan kaynak teknolojisi konusunda yoğun bir işbirliği içine girmiş. Bu teknolojiyle hem üretim maliyeti kısılacak, hem de uzak doğuda üretilen kadrolardan çok daha yüksek kalite standartları elde edilecek.

Almanya’da üretilen 250 adet kadro bu günlerde deneme sürüşleri için Portekiz’de göreve hazır.  Deneme sürüşlerinin ardından robot üniteleri Portekiz’deki fabrikada yerini alacak ve üretim başlayacak.

Son yıllarda sürekli büyüyen bisiklet pazarı dünyada girişimcilere yeni fırsatlar sunmaya devam ediyor. Doğru zamanda doğru hamleyi yapanlar da kazanmaya devam ediyor.

Ne diyelim.

Ülkemizde de benzer girişimlerin hayat bulması, sektörümüzün montajcılıktan bir adım öteye gidebilmesini dileyelim.

Sevgi ve saygıyla.

Kaynak: http://www.eurobike.com

Fotoğraf: http://www.bicycling.com

 

ŞEYTAN İCADI

 

 

IMG_3343

İŞTE MÜTHİŞ BULUŞ!

Bu başlık biraz abartılı gelmiş olabilir ama bence bu övgüyü hak ediyor denge bisikletleri. Eskiden kara düzen öğrenirdik bisiklet kullanmayı. Çoğumuz boyu yetmediği için bacağını kadronun arasından diğer tarafa geçirdiğini anlatır. Şimdilerde ise bisiklet öğrenme süreci daha güvenli.

Mustafa Karakuş bisikleti günlük yaşamına sokabilmiş, işe bisikletle gidip gelen dostlarımızdan birisi. Bisiklet hareketinin içinde yer alarak İzmir Bisiklet Derneği’nin başkanlığını yürüttü bir müddet. Şimdilerde ise bisiklet dünyasına farklı bir noktadan hizmet veriyor: Denge bisikleti üretimi yapıyor.   Bisikletler el emeğiyle İzmir’de üretiliyor ve 1 adetin üretimi 4.5 saat alıyor.  Tamamen organik olarak tasarlanan bu bisikletlerin bir güzelliği de tabii ki Türk Malı olması. Markanın adı da çok sevimli: Tay Tay.

Kendisinden denge bisikletleriyle ilgili bilgi istedik, o da bizi kırmadı, gönderdi. Teşekkür ederiz.

Gelin birlikte okuyalım;

Denge Bisikleti nedir?

 

Denge Bisikletleri genellikle “İlk Bisiklet” veya “Yürüme Bisikleti” olarak adlandırılan çok basit, pedalı ve freni olmayan bisikletlerdir. Küçük çocuklar için tasarlanan denge bisikletinin amacı yürümeye başlayan çocuklara bisiklete binmeyi öğrenmek için fırsat vermektir. Bisiklet sürmek çocuklar için zor bir beceri olabilir ama denge bisikleti çocuklara eğlenceli ve rahat bir yaklaşım sağlar.

 

Denge Bisikleti çocuğa ilk etapta dengede kalmayı öğretir. Daha sonra direksiyon hareketlerine odaklanır. Dengede kalmaya ve direksiyon hareketlerine hakim olduktan sonra, çocuklar çok daha kolay pedal çevirme aşamasına geçebilir. Bu nedenle, denge bisikletlerinde pedal yoktur.

 

Çocuklar yere bir veya iki ayağını basarak, koltukta otururlar ve ileriye doğru kendilerini iterler. Bu şekilde dengede kalmayı öğrenmeye çalışırlar. Bisiklette bu tarz eğitim, 3 tekerlekli veya destek tekerlekli bisikletlerdeki gibi çocuğun yeteneğini engellemez.

 

Denge bisikletinin ek faydaları da vardır. Tasarımı basittir. Zinciri yoktur, yağ lekeleriyle uğraşmazsınız. Pedalı olmadığı ve az yer kapladığı için arabanızın bagajına koymak çok kolaydır. Bakım gerektiren parçası olmadığı için bisikletin bakımı hakkında endişelenmenize gerek kalmaz.

 

  1. Güvenlik: Denge bisikletleri üç tekerlekli bisikletlerden veya destek tekerleği takılmış bisikletlerden daha güvenli ve pratiktir. Denge bisikletinde çocuklar pedal çevirmek yerine dengede kalmaya odaklanır. Bunun sonucu olarak öngörülmeyen denge kayıplarına daha hazırlıklı olur ve daha az düşme tehlikesi yaşar. Dengelemede usta olduktan sonra normal bir bisikleti sürmeye başlayabilir. Bu sayede bisiklet sürmeyi öğrenirken yaşanan sayısız düşme ve yaralı diz kazaları büyük oranda azaltılmış olur.

 

  1. Daha Ekonomik: Birçok anne-baba denge bisikleti satın almanın para kaybı olacağını düşünür. Halbuki tam tersi geçerlidir. Bir denge bisikleti, 3 tekerlekli bir bisiklet ve destek tekerlekli bir çocuk bisikletinin yerini tutar. Satın alabileceğiniz en küçük bisiklet esasen eğitim tekerlekleri olmadan kullanışlı değildir. Sonuç olarak, ebeveynler ilk etapta 3 tekerlekli bisiklet daha sonra 12 inch tekerlekli bir bisiklet daha sonra da 16 veya 20 inch tekerlekli bisiklet almak durumunda kalırlar. Bunun yerine bir denge bisikleti ve çocuk büyüdükten sonra bir 20 inch bisiklet satın almak yeterli olacaktır.

 

  1. Çocukları dışarı çıkmaya ve oyun oynamaya cesaretlendirir: Denge bisikletinden önce dışarıya çıkmak ve oyun oynamak için siz çocuğunuza dil dökerken; denge bisikletinden sonra çocuğunuz dışarıya çıkmak için size dil dökecektir. Çocuklar denge bisikleti sürerken yaşadıkları özgürlük ve başarı duygusunu severler. Her ne kadar kaldırımda giderken yayaları beklemek zorunda kalsalar veya parktaki çocuklar tarafından rahatsız edilseler dahi onlar denge bisikleti sürmenin eğlenceli birşey olduğunu çok çabuk farkederler ve bunun parçası olmak isterler. Denge bisikleti basittir. Pilleri yoktur, küçük parçaları yoktur, bakım gerektirmez, karmaşık kullanma kılavuzları bulunmaz; eğlencenin en basit halidir.

 

  1. Kalitesi Yüksek Aile Zamanı: Evde oturarak, televizyon veya bilgisayar oynayarak vakit geçiren çocuklar için denge bisikleti dışarıya çıkmayı ve dünyayı keşfetmeyi sağlayan bir eğlence aracıdır. Üç tekerlekli bir bisiklet veya puset ile yürümek hiç eğlenceli değildir. Puset ağırdır ve yolun bozuk olduğu yerlerde sizi zorlar, üç tekerlekli bisikletler de yürüyüş yapmak için çok yavaştır. Buna rağmen denge bisikletleri kaldırımda veya yürüme alanlarında çocuğunuzun makul bir hızda gitmesini ve yolu kolayca katetmelerini sağlar. Ayrıca taşınmaları kolaydır. Pedalları olmadığı için arabanın içinde herhangi bir yere konulabilir ya da bazı pusetlerin taşıma kısmında bile taşınabilir. Anaokuluna veya komşunuza giderken yanınıza alabileceğiniz taşınması en kolay bisiklet, denge bisikletidir.

 

  1. Pedallı Bisikleti Kısa Sürede Sürebilir: Denge bisikleti kullanan çocuklar destek tekerlekli bisiklet kullanan çocuklara göre genellikle daha erken yaşta ve kolaylıkla Pedallı Bisiklet sürebilir. Destek tekerlekli bisikleti kullanan çocuklar 5-6 yaşında Pedallı Bisikleti sürebilirken denge bisikleti kullanan çocuklar 3 yaşında Pedallı Bisiklet sürebilir. Buna ek olarak, denge bisikleti süren bir çocuğu Pedallı Bisiklete alıştırmak çocuk oyuncağıdır. Sadece onlara bir bisiklet verin ve sürmelerini isteyin. Yanında koşmanıza gerek yok, selesinden tutmanıza gerek yok, terlemek yok, yorulmak yok. Sadece bisikleti verdikten sonra onların harikulade sürüşlerini izlemeniz yeterli.

 

FAYDALI BİLGİLER:

 

“Pedal Çevirmek”

Bizlere kolay gibi görünen pedal çevirme işlemi küçük çocuklar için çok zor ve karmaşık bir işlemdir. 2-6 yaş arasındaki minikleri 10-15 kilogramlık ağır bisikletleri pedal çevirerek kullanmaya zorlamak çocuklarımızın özgüvenini zedeleyicidir ve bazen ciddi yaralanmalarla biten kazalarla sonuçlanabilir. Küçük yaşta uygun olmayan bisikletleri kullanmaya çalışırken yaşanan kazalar yüzünden ilerlemiş yaşına rağmen bisiklet kullanmayı öğrenememiş bir çok yetişkin insan bulunmaktadır.

“Destek Tekerleği”

Yanlarında destek tekeri olan bisikletlerde ise durum daha farklıdır. Destek tekerleği takılmış bisiklet doğal olarak 2-3 kg daha ağırlaşır; ayrıca dönme kabiliyeti çok az olan destek tekerleri yüzünden bisikletin kullanımı aslında daha da zor hale gelir.

“Bisikleti Taşımak”

Çocuğunuza bisiklet kullandırmak için evden çıktığınızda, gidiş ve dönüşlerde bir çok farklı sebeplerle aynı anda hem çocuğunuzu hem de bisikleti taşımak zorunda kalabileceğiniz olasılığını gözardı etmeyiniz. Bisiklet gezisi sizin için de işkence değil eğlenceli bir eylem olmalıdır. Bisikleti aracınızla taşırken araçlarınızın bagajlarında yaşayacağınız sorunlar da sıkça karşılaşılan sorunlardır. İyi bir bisiklette aranacak ilk özellik ağır olmamasıdır.Denge Bisikletleri diğer bisikletlerin yarısı kadar bir yer kaplar ve ortalama 3-4 kat daha hafifitir.

“SONUÇ”

Tüm bu nedenlerle milyonlarca Avrupalı ve Amerikalı aile gibi siz de çocuğunuzun gelişimi için denge bisikletini tercih edebilirsiniz. Çocuğunuz denge bisikleti ile hem eğlenceli vakit geçirir hem de iki tekerlek üzerinde ilerlemeyi öğrenir.

IMG_5627 IMG_5791 IMG_6023

Fotoğraflar: Mustafa Karakuş

 

ANNE VUR EMME TÜKÜRME!!

 

IMG_5219

ANNE VUR EMME TÜKÜRME!..

BBŞ (64)

Bisikletin çocuk oyuncağı olarak görülmesi çocukluktaki hayallerini süslemesindendir. Her çocuk muhakkak rüyasından görür bisikleti. Bütçesi uygun olanlar çocukluğunda binmiş, olmayanlar ise hayallerinde süsleyip rüyalarında görmüştür hep. Fakat yetinmeyen çocuk yüreklerimiz de oldu elbet. Komşunun bisikletini ödünç almışlığımız (kaçırmışlığımız) elbet var. Geri döndüğümüzdeki çekilecek kulağımız acısına rağmen…

Çok düştük bisikletten yakamız, paçamız takılıp yırtıldı. Dizimiz dirseğimizde bu gün bile belli olan anılar bıraktı. Fakat eve geldiğimizde annemizin eli belinde bekleyişi….

BBŞ (27)

Araştırdık;  her çocuk mutlaka annesinden dayak yemiştir. Anne evin haşereleri çocuklarla başa çıkamayınca elinin altındaki silahını (terlik, süpürge vs.) kuşanıp birini bir köşeye birini bir köşeye püskürtmüş ve kendi yöntemiyle sükûtu sağlamıştır.

Dünyada hiçbir kadın problemler karşısında bizim annelerimiz kadar usta çözümcü olamaz. İddia ediyoruz!

Annelerimizin silahlarını örneklerle açıklayalım;

ilk olarak annelerimiz tehdit eder. Bunlar farklı manalarda kullanılsa bile çocuk mesajı anlar.

Nedir bunlar? “bak göze dur şırkarım, tek dur döşerim, yumuşadırım, somsaklarım, uzadırım, ümüğünü sıkarım, golunu ganadını ayırım, dayak aşı ederim… gibi

Sonra çok güzel tükürür. Öyle bir tükürür ki hedef diğer silahlarda olduğu gibi asla şaşmaz. Tükürük güdümlü olduğu için hangi deliğe girerse girsin takip eder yakalar. Hem ruhsal hem de fiziksel bir çöküntü yaşatır.

Kaşlar çatılmış, surat ağızda toplanmış ve mühimmat hazırlanmaktadır. Ağızda ustaca teknikle biriktirilen tükürük insan yüzünün en savunmasız hedefini bulacaktır.

Bu, sabrı iyice taşan annelerin kullandığı ilk sindirme harekatıdır. Zaten çocuk anlamıştır. Çocuğun; “Anne vur emme tükürme” yalvarmaları artık işe yaramaz. Çocuk “yüzü tükürük, başı yumruk” pısmıştır.

BBŞ (25)

Hemen ardından hücum başlar. Sıra ayağında ya da elinin hemen altında bulunan  terliğe gelir. Anne sinirden kıpkırmızı kesilmiştir. Karşı taraf geri çekilmeye hazırlanır. Lakin nafile… Fırlatılan uzun menzilli terlik hedefe kilitlenir ve  çocuk hangi deliğe kaçsa  nokta vuruşu mutlaka başarı ile gerçekleştirilir.

Zaten dua etsin ki vursun, yoksa sinir katsayısı artar ve savaş kızışır.

Dünyada hiçbir anne hatta hiçbir keskin nişancı annelerimiz kadar başarılı olamaz. Kanıta gerek yok, her çocuk bu terliğin tadına bakmıştır, şahitlik yapar.

Sıra çökertme harekatına gelmiştir. Usuldan yaklaşan anne, etraftakilere çaktırmadan  işaret parmağı ve baş parmağını kullanarak “çimdikleme” denilen tekniği kullanır. Bu tekniğe “tifo iğnesi” adı da verilmiştir. Dünyada hiçbir acıyla kıyaslanamayacak bu teknik vücudun farklı yerlerine uygulanır. Ama bu silahın tadını her çocuk farklı anlatır. Her annenin  çimdiğinin tadı başkadır.

Eğer anne çok sinirli ise cepheye en ağır silahla çıkar; süpürge!

Çocuk itina ile sıkıca kolundan tutulur, süpürge ters çevrilip, sap kısmı ile  evire çevire kabasına vurulur. Burada hedef çok önemlidir, zaten anneler çok usta olduğu için en hassas bölgeye; beline vurmaz.

Aynı teknik, “maşa” denilen sobalı evlerde bulunan demirden iki bacaklı bir alet ile de uygulanır. Lakin bu alet mevsimlik olduğu için sadece kış aylarında kullanılmaktadır.

Bunun yanında *çelki-çımkı, *kesek gibi aletlerle de çocuk püskürtülür. Bu teknik genelde akşam eve gelmeyen çocuğun sokakta kıstırılmasında ya da önüne alıp koşturulmasında kullanılır.

Ama kabul edelim ki dünyanın sonu gibi gelen bu dayakları arar oluruz. büyüdükçe hayattan yediğimiz dayağa kıyasla bizi gülümsetecek kadar tatlıdır.

Ve keşke deriz, keşke çocuk olsak da gene O günlere dönsek. Yediğimiz dayaklara razı oluruz.

BBŞ (49)

Yazarın amacı: Okuyucuyu tekrar çocukluğuna döndürüp gülümsetmek, derin bir iç geçirtmek. Her yediği dayağı bugün yemiş gibi hatırlatmak…

Soru: Yazar amacına ulaşmış mıdır?

İtiraf: Keşke her yediğimiz dayak, annemizden yediğimiz gibi olsaydı.

 

 

*çelki-çımkı: İnce selvi çubuğu

*kesek : sertleşmiş iri toprak parçası

 Esma Eser Açıkgöz

O….. BİSİKLETE BİNERSE

O…. BİSİKLETE BİNERSE

Bazen 4 duvar arasında hiç çıkmadan rekor sayılı günlerim oldu bazen de bilemediğim patlamalarla “hayat dışarıda” felsefemi önüme katarak koşar adımla kaçmışlığım var.
Gene o günlerden birindeyim kaptım bisikletimi atım kendimi. Bilmediğim sokaklar görmediğim caddeler bastım pedala… Etrafına bank yapılmış kocaman ağacın altına elimde geçen turdan matara kokulu suyumu aldım hiç hesap etmeden bir yudum aldım, geri çıkaramadım ayıp olmasın diye, yutamadım yüzümdeki şeklin farkında değilim ki bir kıkırdama duydum. O an suyu yuttum bu sefer suratıma ne yerleştiyse kıkırdama çatallaşmış bir sesle kahkahalara döndü. Kahkaha o kadar uzun sürdü ki öksürüklere boğuldu hemen elimdeki matarayı uzattım. Eliyle geri itti, yarı boğuk;
“Geçecek geçecek hep böyle yapar, s.çtmın ciğeri.”
“Estağfrullah…”
“Hayırdır abla yolunu mu kaybettin? “
“ Yok. Aslında bilmediğim yerler de, teker nereye döndüyse…” evhamla etrafa bakıp devam ettim “ tehlikeli yerler mi? Buralarda pek tehlike olmaz diye şey ettim.”
O çatal seste kalın kahkahalar yükseldi gene
“Yok yau, sende korkunun b.k çıkardın be ablam. Ben buraları az çok bilirim de kim yabancı kim değil o bakımdan.”
Sustuk bir ara, rahatladım nedense. Elimde ki mataraya baktım susuzluğumu hatırladım, doğruldum bir bakkal var mı bakınmak için. Bir şişe su bitti burnumda kaldırdım kafamı tereddütümü gene yüzümden okudu
“Korkma kızz naa şu bakkaldan aldım çok susamışsın belli, hastalıklı değil” diye kıkırdadı tekrar.
Bu kız içimden bütün geçenleri okuyordu, yüzümü saklamak istedim. Elindeki parlak altın renkli çantayı kenara bırakıp bisikletin etrafında dönmeye başladı.
“ Çok yol yaptın mı bununla ? “
“ Biraz yaptım. Neden sordun ? “
Fık diye bir ses çıkardı
“Bana benziyor bu da yollu?”
“Estağfrullah” muhabbetin gidişini hiç beğenmedim, yüzümü ne şekil ettiysem
“Ne dedim be abla hemen kızarma. Bizim yola sokamıyom ki şu dilimi valla niyetim kötü değildi.”
Yumuşadım hemen neden bilemedim, konuyu değiştirmek istedim.
“Binmek ister misin? “
Çok şaşkın önce inanmadı.
“Yok abla bisikletine yazık düşerim kırarım bir tarafını. En son ne zaman bisiklete bindiğimi hatırlamam. Teeee çok küçüktüm, azıcık binem istedim vermedi komşunun oğlu dövdüm, aldım elinden bindim bindim, geri getirdiğimde oğlanın anasıylan anam organize olmuş bekliyolar paylaştılar biri kabamı, biri saçımı bir güzel dövdüler bayılana kadar… O gün bu gündür bisikletle olan hikayem bitmiştir.”
“ Ben gönüllü veriyorum, düşersen kalkar tekrar binersin, bi yeri kırılırsa da yaptırırız. Merak etme kimse seni dövmeyecek.”
Biraz çekinerek bindi bisiklete dar leopar taytı, belinde kalan dar kocaman v yakalı siyah parlak bluzu vardı. Saçları boyadan cansızlaşmış kocaman mor bir kelebek tokayla topuza mandallanmıştı. Gözlerinin kenarında ve boynunda ki kıvrımlarda çizgi çizgi fondöten kırıkları yığılmıştı. Parlak siyah far sürmüş göz kapaklarına, koyu rujunu taşırmış küçücük ağzının etrafına. Gülünce sararmış çürümüş dişleri görünüyordu. Sesi çatallaşmış ve çok kalındı, yaşı otuza yakın ama hayli yıpranmış görünüyordu. Bisiklete bindi düşmedi, çok hoşuna gitti kıkır kıkır ağacın etrafında dönüyordu. Suyumu içerek onu seyrediyordum. Kıkırdamaları kahkahaya döndü ve o boğuk öksürük… İndi bisikletten kenara itinayla yerleştirdi. Öksürme nöbeti sürüyordu. Suyumu uzattım gene eliyle itti. Tekrar yüzünü kapattı küçücük parmaklarına yerleştirdiği kocaman yüzüklü elleriyle kıpkırmızı olmuştu. Bu kıza her şey büyük geliyordu, tokası, yüzüğü, makyajı, topuklu ayakkabıları ve korkarım hayat…
Öksürüğü hafifledi bana bakıp gülümsedi çocuk gözleriyle, gene içimi okudu…
“Ben alışkınım abla kaygılanma, sen şimdi bu bisiklete çok biniyosun ya, görüyorum ben seninki gibi ekzantrik şapkalarla binenler var kalabalık onlarla mı biniyorsun nerelere gidiyonuz? Mesela ben bi bisiklet alsam sabah erken kalkarım ben, çok geç biter mesaim, ama erken kalkarım binsem senin gibi binebilirim demi? “
“Evet gruplar halinde biniyoruz arkadaşlarla, benden bile iyi binersin. Hatta uzun mesafe binersin, bu çok keyifli inan bana. Festivaller var çadırımızla gidiyoruz birkaç gün kamp yapıyoruz, görmediğimiz yerlerde geziyoruz üstelik yemyeşil tertemiz yolarda.”
Dinlerken gözleri parladı küçük ağzını kocaman yaydı, yaşadı anlattıklarımı. Sonra bir bulut çöktü yüzüne.
“Beni almazsınız abla aranıza, O… nun ne işi olur öyle güzel yerlerde. İnsanlar nasıl bakar, kovulurum lan ben tekme tokat.”
“Kimseye ne iş yaptığını söylemek zorunda değilsin. İki tekerin üstünde herkes eşit. Çevirdiğin kadar gidiyorsun.”
Ben bisikletin insana kattıklarından nasıl mutlu huzurlu sağlıklı ettiğinden, güzel arkadaşlıklar kazandırdığından bahsederken yanımıza biri yaklaştı anlamadığım bir şeyler söyledi. O küçük kız gitti yerine kaplan geldi kükreyerek.
“Hööössst o Pazar bu Pazar değil. S.tr git lan ayarımı bozma benim. “
Nefesini en derinden verdi, yüzü bulutlandı tekrar.
“Ben gideyim abla, alışık olmadıklarını duyup göreceksin korkarsın sen. Gözlüklerinden mürekkebi rakı gibi içmişe benziyon sen. Yazıyosundur bişeyler entel mentel; Beni yaz, pek bi süzdün inceledin. Roman olur da hayatım sen kısacık şu yarım saatte ne gördün onu yaz. Başlığı da benden olsun “O… Bisiklete binerse” yap unutma!
“Estağfrullah”
“Amma çok estağfrullah dedin be ablam! O… yuz işte başka adımız mı var Allasen! Bizim meslekte hacıya gitsen adın değişmez. “
Ayağa kalktı eline parlak çantasını aldı. Tanışmamışız gibi ardına bakmadan “ hadi eyvallah” dedi.
“Bisiklete binmeyi unutma bak göreceksin hep anlattıklarımı hissedeceksin.”
Arkasına bakmadan çantalı elini kaldırdı, ustalıkla topuklularının üstünde hızlı hızlı yürüdü köşeyi dönerek kayboldu. Bu küçük kadının gözlerine bulaşmamış, fakat yüzüne yerleşmiş acılarını kemiğime kadar hissettim. Anlattığı, yediği dayaklar, uğradığı çirkinlikler o güzellikleri hak etmediğini öğretmiş. Oysa herkes gibi hakkı var hatta alacağı bile.
Bana ısmarladığı suyun son yudumunu içtim, kekri bir tat geldi ağzıma yutamadım. Geri çıkaramadım, gözlerimden aktı son yudum.
Esma Eser Açıkgöz

 

%d blogcu bunu beğendi: